Bir zamanlar güzel ve alımlı bir gelinle ihtişamlı ve yakışıklı bir damat ilk kez yalnız kaldıklarında damat yüz görümlüğü için yaptırdığı su gerdanlığını yeterli görmez ve gelinden ne istediğini sorar. Gelin tek olmak ister vedamat kabul eder. Böylece bu güzel çift bir süre mutlu ve huzurlu yaşar.
Genç yakışıklıdır ve içinde bir cevher yanar sürekli. Bir gün bir başka güzele vurulur.Gönlü gibi sözüde uçucudur delikanlının ve verdiği söz uçar gider. Tekrar bir düğün yapar anlı şanlı, ilk göz ağrısını düşünmeden.
Tek olmak isteyen ilk, ikincidir artık... Bu acıya dayanamaz ve göz yaşları içinde Yaratana el açar ,dua eder:Rabbim bu acıyı al içimden,beni yok et, yerin dibine sok.Yartan bu acılı kelamı kabul eder ya sonu kabul edilmez nedense...Bunun da suali olmaz!
Gamlı bir o kadar da güzel gelini Yaratan semaya alır.Yok olur, turnaya dönüşür. Su gibi saf, gösterişli bir kuş olur ama boynunda kara bir leke vardır.Tutulmamış sözetanıklık etmenin acısıyla kıvranan gerdanlıktır bu.
Turna hep tek eşlidir.Eşi ile vardır o.Eşi ölünce göklerde duramaz olur,kendini eşinin yanına atar o da ölürmüş.Bu yüzden turnanın kanının eline bulaşmasını kimse istemez, uğursuzlultur.
Eşi vurulan turnanın ölümü de avcının ikinci cana kıyması kaçınılmazdır, zaruridir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder